Turgut Karabekir
Köşe Yazarı
Turgut Karabekir
 

Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 9)

(Bölüm 8’den devam) Korkmadan, halka doğruları söyleyelim. Söylemek gerek ama söylenmiyor. Bu gerçeği Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerinden hareketleirdeleyeceğim. (M.K.Atatürk’ün sözleri, italik harflerle) Yandaş olmayan basının, çeşitli mesleklerden konuşanlarımızın, kalan birkaç bağımsız gazetenin ve köşe yazarlarımızın çoğunun dikkatine: “Basın ulusun ortak sesidir. Bir güç, bir okul, bir yol göstericidir” Yeteri kitap okumayan ve olaylara seyirle yetinen ülke halkımızın, basından başka öğrenme aygıtı yok. Ama basın M. K. Atatürk’ün uyarısını yerine getirmiyor. Sade habercilik “yol gösterici” değil. Üstelik Basın çoklukla vaktini gündemi tekrarla geçiriyor. Bu da yeterli bilgilendirme değil. Halk düşmanın kim olduğunu bilmiyor. Uğur Mumcu gibi aydınlar doğruyu söyledi ve yalnız oldukları için öldürüldü. Hâlâ tek sesin kurban, çok sesin öldürülemeyecek güç olduğunu kavramadılar. Sonuç, halkın büyük çoğunluğu bilgisiz. Doğruyu bilmediği için de yanlış kişilere ve kararlara ortak oluyor. Basın “güç, okul ve yol gösterici” olmalı. “Halkını cehâlete ve sefâlete teslim edenyöneticiler yok olmaya; cehâlet ve sefâlete sürükleyen yöneticileri seçen halk ise, köle olmaya mahkûmdur.” Halkın bilgisiz olmasının sonucu, maruz kaldığı birçok sıkıntının nedeni oldu ve oluyor. Böyle giderse olmaya devam edeceği de olasıdır. “Bir Ulus kendi gücüne, yalnız kendi gücüne dayanmazsa, şunun bunun oyuncağı olur.” Dünyanın zorbası, Siyonist dostu/emperyalist ABD’nin 2. DS’ından sonra, güçsüz ülkeleri sömürdüğü görüldü. Kendine bağımlı kıldığı Avrupa ülkeleri, onun sömürgesinden farksız. MKA, “Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir.” diyerek bu iki ana örenin önemini anlatmıştı. Bireyin ve toplumların hakkı olan özgürlüğün, bir ülkenin varlığı ve bekâsı için öneminin bilinmesini istemişti. Biz de 1945’e kadar, başarı ile bu hedefe erişmek yolunda ilerlemekteydik. Yapılan  devrimlerle güçlenmiş ve uluslararası ilişkilerde bağımsızlığımızı tamamen geri kazanmıştık. “ ........., Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” Barışı hedef ve insancıl yol olarak benimsemiş olan M. K. Atatürk bu sözlerinde, “Türk istikbalinin evladı” derken, şüphesiz ülkenin her yaştan ve anlayışdan olan bütün halkını uyarıyor. Uyarma nedeni de açık. Dünya halkları tekrar ölümcül bir dünya savaşına sürükleniyor. Ve biz bu savaştan çok olumsuz etkilenecek bir ülkeyiz. ****   Değerli okurlarım, 9 bölümden oluşan bu seri yazılarımın yayınlanmaya başlamasından beri geçen iki ay da hiçbir şey iyiye gitmedi, hatta her şey daha da kötüye gitti. Bu üzücü ve insanlık için utanç verici. Durum çok tehlikeli, bütün ayrılıkları bir tarafa bırakarak, kendi içimizde yenilenmek zorundayız. Halkı gerçeklerle bilgilendirerek bölünmüşlüğe son vermeli, birlikte ve güçlü olmalıyız. Savunma sanayimizde bağımsızlığı yüzde yüze çıkarmalı ve caydırıcı güce erişmeliyiz. Bağımsızlığımızı her kolda tekrar kazanmalıyız. Yenilenebilir enerjiyi, GES ve RES’ler ile arttırmalı ve enerji ithaline son vermeliyiz. Çiftçiyi destekleyerek gıdada ve her kolda ithalata   son vererek, tekrar kendimize yeterli olmalıyız. Her yerde, her konuda, israf durdurulmalı. Adâleti tekrar bağımsız ve etkin kılınmalıyız. İçte ve dışta yasalara güven tekrar var olmalı. Halk yoksulluktan ve zaruretten kurtarılmalı. İçinde olduğumuz ortamda bunları yapılması, yalınız yeni bir iktidar tarafından yapılabilir sanılıyor. Daha seçime çok zaman var. Ülkemiz büyük felâketlerle karşılaşabilir, savaş kapıda diyenler de var. Ve mevcut iktidar isterse, bütün bu değişiklikleri şimdi yapması için önünde hiçbir engel yok. ABD birleşmiş hareket eden bir toplumun gücüne karşı, hiçbir şey yapamaz ve hemen bir B planına kayar. Doğru yolu seçmek halkımızın elinde. Güçlenmek ve gelebilecek felâketlere hazır olmak zorundayız. Hazır olmazsak, suçluyu bilmemiz bir işe yaramaz. Gerçekleri gören, doğru yolu ve özgürlüğü bulur. Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 8) Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 7) Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 6) Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 5) Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 4) Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 3) Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 2) Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 1)            
Ekleme Tarihi: 20 Ekim 2026 -Salı
Turgut Karabekir

Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 9)

(Bölüm 8’den devam)

Korkmadan, halka doğruları söyleyelim. Söylemek gerek ama söylenmiyor. Bu gerçeği Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerinden hareketleirdeleyeceğim. (M.K.Atatürk’ün sözleri, italik harflerle)

Yandaş olmayan basının, çeşitli mesleklerden konuşanlarımızın, kalan birkaç bağımsız gazetenin ve köşe yazarlarımızın çoğunun dikkatine:

“Basın ulusun ortak sesidir. Bir güç, bir okul, bir yol göstericidir”

Yeteri kitap okumayan ve olaylara seyirle yetinen ülke halkımızın, basından başka öğrenme aygıtı yok. Ama basın M. K. Atatürk’ün uyarısını yerine getirmiyor. Sade habercilik “yol gösterici” değil.

Üstelik Basın çoklukla vaktini gündemi tekrarla geçiriyor. Bu da yeterli bilgilendirme değil. Halk düşmanın kim olduğunu bilmiyor. Uğur Mumcu gibi aydınlar doğruyu söyledi ve yalnız oldukları için öldürüldü. Hâlâ tek sesin kurban, çok sesin öldürülemeyecek güç olduğunu kavramadılar.

Sonuç, halkın büyük çoğunluğu bilgisiz. Doğruyu bilmediği için de yanlış kişilere ve kararlara ortak oluyor. Basın “güç, okul ve yol gösterici” olmalı.

“Halkını cehâlete ve sefâlete teslim edenyöneticiler yok olmaya; cehâlet ve sefâlete sürükleyen yöneticileri seçen halk ise, köle olmaya mahkûmdur.”

Halkın bilgisiz olmasının sonucu, maruz kaldığı birçok sıkıntının nedeni oldu ve oluyor. Böyle giderse olmaya devam edeceği de olasıdır.

“Bir Ulus kendi gücüne, yalnız kendi gücüne dayanmazsa, şunun bunun oyuncağı olur.”

Dünyanın zorbası, Siyonist dostu/emperyalist ABD’nin 2. DS’ından sonra, güçsüz ülkeleri sömürdüğü görüldü. Kendine bağımlı kıldığı Avrupa ülkeleri, onun sömürgesinden farksız.

MKA, “Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir.” diyerek bu iki ana örenin önemini anlatmıştı. Bireyin ve toplumların hakkı olan özgürlüğün, bir ülkenin varlığı ve bekâsı için öneminin bilinmesini istemişti.

Biz de 1945’e kadar, başarı ile bu hedefe erişmek yolunda ilerlemekteydik. Yapılan

 devrimlerle güçlenmiş ve uluslararası ilişkilerde bağımsızlığımızı tamamen geri kazanmıştık.

“ ........., Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı!

İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Barışı hedef ve insancıl yol olarak benimsemiş olan M. K. Atatürk bu sözlerinde, “Türk istikbalinin evladı” derken, şüphesiz ülkenin her yaştan ve anlayışdan olan bütün halkını uyarıyor.

Uyarma nedeni de açık. Dünya halkları tekrar ölümcül bir dünya savaşına sürükleniyor. Ve biz bu savaştan çok olumsuz etkilenecek bir ülkeyiz.

****

 

Değerli okurlarım, 9 bölümden oluşan bu seri yazılarımın yayınlanmaya başlamasından beri geçen iki ay da hiçbir şey iyiye gitmedi, hatta her şey daha da kötüye gitti. Bu üzücü ve insanlık için utanç verici.

Durum çok tehlikeli, bütün ayrılıkları bir tarafa bırakarak, kendi içimizde yenilenmek zorundayız.

Halkı gerçeklerle bilgilendirerek bölünmüşlüğe son vermeli, birlikte ve güçlü olmalıyız.

Savunma sanayimizde bağımsızlığı yüzde yüze çıkarmalı ve caydırıcı güce erişmeliyiz.

Bağımsızlığımızı her kolda tekrar kazanmalıyız.

Yenilenebilir enerjiyi, GES ve RES’ler ile arttırmalı ve enerji ithaline son vermeliyiz.

Çiftçiyi destekleyerek gıdada ve her kolda ithalata   son vererek, tekrar kendimize yeterli olmalıyız.

Her yerde, her konuda, israf durdurulmalı.

Adâleti tekrar bağımsız ve etkin kılınmalıyız.

İçte ve dışta yasalara güven tekrar var olmalı.

Halk yoksulluktan ve zaruretten kurtarılmalı.

İçinde olduğumuz ortamda bunları yapılması, yalınız yeni bir iktidar tarafından yapılabilir sanılıyor.

Daha seçime çok zaman var. Ülkemiz büyük felâketlerle karşılaşabilir, savaş kapıda diyenler de var.

Ve mevcut iktidar isterse, bütün bu değişiklikleri şimdi yapması için önünde hiçbir engel yok.

ABD birleşmiş hareket eden bir toplumun gücüne karşı, hiçbir şey yapamaz ve hemen bir B planına kayar.

Doğru yolu seçmek halkımızın elinde. Güçlenmek ve gelebilecek felâketlere hazır olmak zorundayız.

Hazır olmazsak, suçluyu bilmemiz bir işe yaramaz.

Gerçekleri gören, doğru yolu ve özgürlüğü bulur.

Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 8)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 7)

Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 6)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 5)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 4)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 3)

Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 2)
Bilmeyenler öğrensin (Bölüm 1)

 

 

 

 

 

 

Yazıya ifade bırak !

Diğer Yazıları

24
Şubat
16
Eylül
23
Ağustos
26
Temmuz
10
Mayıs
18
Kasım
02
Ekim